//-->

Duygu-Adalari | Adamızda Aşk Var :)

Duygu Adalari | Adı Sevda

Bir merhaba

Yıllar sonra "İLK DEFA" Bir Merhaba!

Yıllar sonra onu bir bankta otururken gördüm. Çok değişmişti! Saçlarını kızıla boyatmış, oysa siyah lüle lüle saçları vardı ama kızıl da açmış hani... Öylece süzdüm onu yanına varsam mı ki dedim kalakaldım. Aradan on dakika geçti geçmedi yürümeye başladım onun yoluna doğru! Tam karşısındayım, ve ürkek sesimle "merhaba" dedim...

O da bana şaşkınlığından ödül vermeyerek "merhaba" dedi... Biliyordum ki eli ayağı birbirine girmişti ve biraz da utangaç tavırları vardı.

Birden sohbete başladık. Beni sordu kendime, anlatmaya başladım kendimi o'na... Onun da bana anlatıcakları vardı biraz da çekingendi. Tavırları hiç hoşuma gitmemişti, üzgündü... Neden bu kadar hüzünlüsün diye sorduğumda öyle bir cevap verdi ki bana sustum ve sustuklarıma gebe kaldım o anda...

-'Ben evlendim' dedi.

-'Allah mutluluğunuzu daim etsin' dedim. Başka ne diyebilirdim ki...

Sonra güldü!... Neden gülüyorsun diye sorduğumda alaycı bir tavırla "- hiiiç öylesine"

Eskiden de böyleydi, ben ona ne zaman aksi birşeyler söylesem hep benle alay eder sonra yanağımdan bir buse alır beni sevdiğini söyler bizim kimse ayıramaz derdi. O an aklıma öyle geldi...

Sordum tekrardan;

-Sende garip bir tat var! Adını koyamadığım hüzünlü bir esinti anlayamadığım mayhoş bir tavrın...

Ve dedi ki;

- Hani az evvel ben evlendim demiştim ya,

-Ee evet!

- Sende "Allah mutluluğunuzu daim etsin" dedin hani.

-Evet öyle dedim, yoksa yalnış bir kelime mi kullandım acep ?

- Hayıııır, hayır da biz ayrıldık. Sen öyle deyince güldüm bende. Mutlu olamadık yani. Belki de senin ah'ındır' dedi...

Ama ben ona hiç ah beslememiştim. Güzel bir beraberliğimiz vardı. Geleceğimize ait planlar, benim dede onun nine oluşunu düşler güler güler eğlenirdik ikimiz beraber. Çok severdik birbirimizi, ama kader işte ağlarını örmüştü ikimize. Ayrılmıştık, hiç ayrılık yoktu bizim romanımızda ama işte zalim hayat kavuşturmamıştı bizli sevgimizi...

Neden diye sordum, Niye ayrıldınız ?

- 'Öyle' dedi, sustu kaldı...

Bende fazla üstelemek istemedim. Tekrar ordan burdan konuşmaya daldığımız da eski günleri konuşurken yüksek sesle;

- 'Kızım gel burda oyna' dedi...

Evet, şoktaydım. Evlenmişti hatta birde kızı vardı. Şaşkındım hemde olabildiğince... Eğer ayrılmasaydık, belki de o kız çoçuğu benim kızım olacaktı. Bana baba diyecekti ilk aşkı ben olacaktım. Ben elinden tutacaktım, ona ben çikolata alacaktım, beraber çarpışan arabalarına binecektik. Onu ben parkta sallayacaktım, Eve geldiğimde terliklerimi kızım çevirecekti, hoşgeldin babacığım diyecekti. Kucağıma alacaktım, boynundan öpücektim kahkaha atacaktı kokusunu ben içime çekecektim.

İşte o an yediğim kazık geldi aklıma, ayrıldığımız o gün. İhaneti geldi, yüreğim alevlendi...

- "Keşke bana hain olmasaydın" dedim. - "Hatırlar mısın, hep bir kızımız olsun istemiştik. Güzelliği sana, huyu bana çekecekti. Ben gibi deli, sen gibi güzel olacaktı. Lakin, benim huyum ne senin kızın da var ne de ben onun babasıyım, sadece yabancının ta kendisiyim... Böyle olamazdı bizim sonumuz yeminlerimiz vardı bir yastıkta bir ömür geçirmeye and içmiştik seninle ama senin kişiliğin beni kör kuyularda zindan etti Yusuf gibi..."

Ben zalimce konuştukça, onun gözlerinden oluk oluk yaş akıyordu. Sitemliydim evet kara günler aklımı ele geçirmişti. Yinede ne o'na ah etmiştim ne de bir beddua. Biliyordum ki sevenin bedduası tutuyordu. Sadece "Rabbim seni bildiği gibi yapsın" demiştim. Rabbime sığınmıştım, tıpkı kardeşleri tarafından kuyuya atılan Yusuf gibi...

Gözbebeklerine baktım oldukça şişkinti. Ağlamasından gözündeki rimel akmıştı. O güzel kahverengi gözleri siyaha boyanmıştı. Dayanamadım. Cebimden çıkardığım mendil ile sildim göz yaşındaki nemleri.

- "Ağlama değmez, hem ne için ağlıyorsun ? Eskileri mi hatırladın, yoksa beni mi ? Yoksa ihanetin mi aklına geldi ? Ne oldu neden bu kadar iç döktün yanımda" sordum bunları çünkü bilmek benim en büyük hakkımdı...

Ve dedi ki; - " Biliyorum hatanın en büyüğü bende, yapılmayacak en kötü kazığı senin yüreğine çaktım. Bilmiyordum böyle olacağını ve şunu da unutma ki her zaman aklımdaydın. Her zaman sol yanımdaydın. Seni kaybettikten sonra anladım herşeyi, aşkı, sevmeyi, sevgiyi. Çünkü; sende vardı aşk ve şunu da iyi biliyorum ki ben ne bu denli bir aşk yaşarım bundan sonra ne de böyle sen gibi biri çıkar karşıma! Onunla sadece bir hoşlanmaydı, aşk sanmıştım onu ben, sen gibi olur umuduyla tüm umutlarımı yıkmıştım. Hatanın en büyüğünü seni kaybetmekle anladım..."

Söylediklerinde anlam aramaya başladım. Aradan koskoca 5 sene geçmişti. Hem neden bunları anlatıyordu ki bana neden yine acımı yakmak istiyordu. Ben sadece "merhaba" demek istemiştim. Bir merhabanın sonu böyle bitmemeliydi.

- 'Yeter'. dedim. "Sus bir kelime dahi etme! İnanırım söylediklerine, kanarım yine sana aldanırım. Yakarsın yine beni atma beni istersen alevin en içine, yüreğimde yine bir enkaz bırakma, beni yediğim aşdan mahrum etme, lütfen bunu bana yapma, lütfen bunu bana yapma, yapma, yapma, acı çekerim. Bu sefer bu denli olmaz, ölürüm inan. Biliyorsun ne çok sevmiştim seni, ilk aşkı sende bulmuştum o yüzden ağzından benli cümleler kurma yıllar sonra ilk defa karşılaştık bir anı olarak kal sol yanımda"

Hoşçakal dedim ve bir merhabanın neler getirdiğini buğün öğrendim...
 
Hasan (Kalb-i Huzur)
26.05.2010 / 03:10

Share |

ad
ad
ad
ad

Sizin İçin Seçtiklerim

"İLK DEFA" Bir Merhaba

Ve merhaba dersin ona karşılaştığınızda! Ama bilemezsin merhabanın neler getireceğini.. Bir merhabanın hazin sonu!Devamını Okumak İçin Tıklayınız...


Sitemizi Favorilerinize Ekleyin! | Bedava Sms | Hakkımda | İletişim

Copyright © 2009 - 2017 Tüm Haklari Saklidir.| Designed by [ 'нѕn ]
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=